Özgür dünyanın arsız çocuğu: Linux
NOT: Bu yazıyı eğlence olsun diye yazdım. Can sıkıntısına birebir
. Ayrıca sadece kişisel görüş içerir. Hiç bir değeri yoktur
…
Aslında başlık kendini belli ediyor biraz. Linux, işletim sistemleri arasında en arsız olanı. Aslında bunun altında oldukça güzel sebepler var. Bu arsızlık Linux’un avantajına bir durum.
Peki bu arsızlık ne?
Çoğu özgür yazılımda olduğu gibi Linux’ta da biraz rahat bir ortam vardır. Her türlü şeyle dalga geçmeye müsait bir topluluğa sahip olur. Bu da projenin kendisini arsız yapar. Ama bu kötü bir şey değildir. Çünkü bunun olması, o projenin özgür olduğunun başka bir kanıtıdır. Siz hiç Windows için olan reklamlarda Windows logosunun dil çıkardığını gördünüz mü? Bu kadarını bile yapmıyor insanlar. Çünkü ortam fazla resmi, fazla kapalı, fazla muhafazakâr…
Peki nereden geliyor bu arsızlık?
En temel olarak Linux’un özgürlük yanlılığından geliyor. Bu sayede topluluk davranışları da bir serbestlik içerisine ilerliyor. Bu da insanların
daha eğlenceli şeyler yapabilmesini sağlıyor. Örneğin, hangi işletim sisteminin maskotunun başka bir işletim sisteminin logosuna işediğini görebilirsiniz? Ama biz Linux kullanıcıları bunu gördük. Aynısını Mac OS yapabilir miydi? Yada Windows…
Başka bir sebep ise işletim sistemine gönül vermişlik. Dolayısı ile de diğerleri ile dalga geçmek zevk vermektedir.
Linux’un arsız olması aslında topluluktan gelen bir durum. Ama sonuç olarak bu arsızlık, insanların özgürlükten ne kadar zevk aldığının da bir kanıtı değil midir?
Linux dünyasında kimi tanırsanız tanıyın, mutlaka her haltı bekleyebileceğiniz tipte biri olur. Çünkü Linux’a gönül verenler, bilgisayardaki rahatlığı yavaş yavaş kendinde de hissediyor. Dolayısı ile de öyle olmasa bile öyle olmaya başlıyor. İşte bu da Linux’un diğer bir arsızlığı. Kullanıcısını da arsızlaştırıyor.
Arsızlık iyidir be aga…
Fazla emperyalist bir Windows, fazla diplomatik bir Mac OS kullanmaktansa bizim gibi özgür beyinli insanlar sanırım fazla özgür ve fazla arsız bir Linux kullanmaktan zevk duyuyoruz.
Son söz olarak:


Şu an Linux camiasının iki parçaya ayrıldığını söylesek yalan olmaz. KDE sevenler ve sevmeyenler. Bu iki taraf da fanatik sayılır. Hele hele KDE 4 ailesi çıktıktan sonra diğer masaüstü yöneticilerinden baya farklılaştıklarını hesaba katarsak…
Oldukça eğlenceli bir lisans olan WTFPL (Do What The Fuck You Want To Public License) ile bir program yazma girişiminde girdim. Aslında bu program Pi Günü Şenlikleri için hazırladığım basit bir pi hesaplayıcıdan başka bir şey değil. Ama gene de işe egzotiklik katmak için lisansını WTFPL gibi, adından da anlaşılacağı üzere abzürt bir lisans seçtim.
Her hâlde forumda, deneyimli kullanıcıların en sinir olduğu olaydır; Daha Pardus hakkında bir şey bilmeyen, Pardus’u tıpkı Windows gibi zanneden kişiler eski alışkanlıklarını devam ettirip bir ‘exe’ uygulamasını kurmayı deneyince başarısız olurlar ve forumda “Bu ne başarısızlık, daha doğru dürüst exe bile çalıştıramayan işletim sistemine kararlı diyorsunuz!” diye sövüp sövüştürür. Biz de insanlık görevimiz olarak “Exe Windows uygulamalarıdır. Linux ile Windows benzer değil, mimari açıdan tamamen farklıdır. Dolayısıyla Linux’ta exe çalıştırmak, 3 tekerli bisiklet ile dağ yamacından aşağı kaymaya benzer.” diye cevaplamaya çalışıyoruz ama nafile… “İlla exe isterim!” diye tutturmuş bu insanlar. Sanki exe bir avantajmış gibi.
Anthropoides virgo kod adlı yeni ara sürüm Pardus 2009.1 Anthropoides virgo, artık 











Son Lagalugalar